Toplumsal cinsiyet eşitliği nerede öğrenilir? Bu soruya uzun yıllardır verilen yanıt aynı: aile.

Çocuklar değerlerini evde öğrenir, normlar erken yaşta şekillenir. Bu doğru. Ancak tablo burada bitmez.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, okulun bu süreçte düşündüğümüzden daha belirleyici olabileceğini gösteriyor.

Araştırmalar neye baktı, neyi atladı?

Bath Üniversitesi’nden araştırmacı Natalia López-Hornickel ve ekibi, 24 yıllık uluslararası literatürü kapsayan bir sistematik derleme yürüttü. Bulgular önemli bir boşluğa işaret ediyor.

İncelenen çalışmaların yalnızca yüzde 9’u okul faktörlerine odaklanıyor. Akran etkisi, sınıf iklimi ve öğretmen etkileşimi gibi başlıklar büyük ölçüde sınırlı kalıyor. Akran ilişkilerinin doğrudan etkisini inceleyen çalışmalar ise daha da az.

Bu durum, gençlerin toplumsal cinsiyet eşitliğine bakışını şekillendiren temel alanlardan birinin yeterince incelenmediğini gösteriyor.

Ergenlikte denge değişiyor

Aile, toplumsal normların öğrenildiği ilk alan. Ancak ergenlikle birlikte bu etki zayıflamıyor, dönüşüyor.

Bu dönemde gençler, tutumlarını yalnızca aile üzerinden kurmuyor. Akran grupları, arkadaş ilişkileri ve okul ortamı belirleyici hale geliyor. Özellikle okul, farklı sosyal ve ekonomik arka planlardan gelen gençlerin karşılaştığı nadir ortak alanlardan biri.

Bu nedenle okul yalnızca bilgi aktaran bir kurum değil. Aynı zamanda bakış açısı üreten bir ortam.

Sınıf tarafsız değil

Okul ortamı nasıl kurgulanırsa sonuç da ona göre şekilleniyor.

Küresel araştırmalar, öğretmenlerin tartışmayı teşvik ettiği sınıflarda öğrencilerin farklı görüşlerle karşılaştığını gösteriyor. Bu deneyim, cinsiyetçi tutumların zayıflamasına katkı sağlıyor. Benzer şekilde, yurttaşlık bilgisinin aktif biçimde işlendiği okullarda eşitlik algısı güçleniyor.

Buna karşılık, hiyerarşik yapıların baskın olduğu, kalıpyargıların sorgulanmadığı ve sessizliğin teşvik edildiği ortamlar eşitsizliği yeniden üretiyor.

Genç kuşaklarda neden geri gidiş tartışılıyor?

Araştırma, son yıllarda daha görünür hale gelen bir eğilime de işaret ediyor.

Bazı genç gruplarda, “eşitlikte fazla ileri gidildiği” ve “erkeklerin dezavantajlı hale geldiği” görüşlerine katılım artıyor. Bu tutum yalnızca aile içinde şekillenmiyor. Okul ortamı ve akran ilişkileri bu algının oluşmasında önemli rol oynuyor.

Buna rağmen, okulların bu süreci nasıl etkilediğine dair veri hâlâ sınırlı.

Okul ne öğretiyor?

Gençler, hayatlarının önemli bir bölümünü okulda geçiriyor. Bu süre, yalnızca akademik bilgiyle sınırlı değil. Aynı zamanda sosyal normların şekillendiği bir alan.

Bu nedenle kritik soru şu: Dünyanın dört bir yanında okullar eşitliği mi öğretiyor, yoksa eşitsizliği mi normalleştiriyor?

Bu soruya net yanıt verilmeden geliştirilen politikalar eksik kalır. Araştırmaların da bu boşluğu daha fazla görünür kılması gerekiyor.

Orijinal haberin linki.