Şirketler terfi kararlarını mevcut performansa göre mi, gelecekteki potansiyele göre mi alıyor?

Bu soru, iş hayatında fırsat eşitliği tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Çünkü çalışanların kariyerlerinde ilerlemesini yalnızca bugün yaptıkları iş değil, gelecekte yapabileceklerine ilişkin değerlendirmeler de belirliyor.

MIT Sloan tarafından yayımlanan araştırma dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Bulgular, performans ve potansiyel değerlendirmelerinin her çalışan için aynı şekilde işlemediğine işaret ediyor.

Bu durum, terfi süreçlerinde hangi kriterlerin daha belirleyici olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor.

Araştırma ne buldu?

MIT Sloan’ın araştırması, Kuzey Amerika’daki büyük bir perakende zincirinde çalışan yaklaşık 30.000 yönetici adayını kapsıyor.

Bulgulara göre kadınlar ortalamada erkek çalışanlardan daha yüksek performans puanı alıyor. Ancak “potansiyel” değerlendirmelerinde erkeklerden yüzde 8,3 daha düşük puan alıyorlar.

Araştırmanın dikkat çekici noktası burada ortaya çıkıyor. Çünkü şirket, terfi kararlarını verirken potansiyel puanlarına güçlü biçimde ağırlık veriyor.

Başka bir ifadeyle kadınlar mevcut rollerinde yüksek performans gösteriyor olarak değerlendiriliyor. Ancak bir sonraki liderlik basamağı söz konusu olduğunda aynı avantajı göremeyebiliyorlar.

Kariyer basamaklarında ne oluyor?

MIT Sloan bulguları, son yıllarda yayımlanan daha geniş ölçekli araştırmalarla da benzer bir tablo ortaya koyuyor.

McKinsey ve LeanIn’in 2025 Women in the Workplace raporuna göre kadınlar giriş seviyesindeki çalışanların yüzde 49’unu oluşturuyor. Ancak bu oran yönetici seviyesinde yüzde 42’ye, üst düzey yönetici ve direktör kademelerinde yüzde 39’a, C-suite seviyesinde ise yüzde 29’a düşüyor.

Dolayısıyla liderlik basamaklarında ilerledikçe kadınların temsil oranı kademeli olarak azalıyor.

Araştırmacılar bu tabloyu özellikle ilk terfi aşamasında yaşanan kayıplarla ilişkilendiriyor. Çünkü kariyerin erken dönemlerinde ortaya çıkan küçük farklılıklar zaman içinde birikerek üst düzey liderlik pozisyonlarındaki temsil oranlarını etkileyebiliyor.

Potansiyel nasıl değerlendiriliyor?

Performans değerlendirmeleri çoğu zaman daha somut göstergelere dayanıyor. Satış sonuçları, proje çıktıları, hedef gerçekleşme oranları ve ölçülebilir iş sonuçları bunlardan bazıları.

Buna karşılık potansiyel değerlendirmeleri daha soyut alanlara odaklanıyor. Yöneticiler bu değerlendirmelerde liderlik kapasitesini, stratejik düşünme becerisini, etki yaratma gücünü ve çalışanların gelecekte üstlenebileceği rolleri dikkate alıyor.

Bu nedenle potansiyel değerlendirmeleri yöneticilerin yorumlarına ve algılarına performans değerlendirmelerinden daha fazla alan bırakabiliyor.

Araştırmacılar da terfi süreçlerinde hangi kriterlerin kullanıldığının ve bu kriterlerin nasıl ölçüldüğünün önemli olduğunu vurguluyor.

İlk terfi neden bu kadar önemli?

Araştırmalar yöneticiliğe geçişin kariyer gelişiminde kritik bir eşik olduğunu gösteriyor.

İlk yönetici pozisyonuna yükselen çalışanlar daha sonra üst düzey liderlik fırsatlarına erişme konusunda avantaj elde ediyor. Bu nedenle ilk terfi aşamasında ortaya çıkan farklılıklar zaman içinde büyüyebiliyor.

Nitekim McKinsey ve LeanIn’in verileri, kadınların kariyerlerinde ilerleme konusunda erkeklerle benzer düzeyde motivasyona sahip olduğunu gösteriyor. Buna rağmen liderlik kademelerinde kadın temsilinin her basamakta azalması, terfi süreçlerinin nasıl işlediğine dair soruları gündeme getiriyor.

Kurumlar ne yapabilir?

Araştırma, kurumlar için bazı önemli sorular ortaya koyuyor.

Terfi kriterleri ne kadar açık?

Potansiyel hangi göstergeler üzerinden değerlendiriliyor?

Farklı çalışan grupları için sonuçlar düzenli olarak takip ediliyor mu?

Bu soruların yanıtları, terfi süreçlerinin ne kadar şeffaf ve tutarlı işlediğini anlamaya yardımcı olabilir.

Uzmanlar, yazılı terfi kriterlerinin oluşturulmasının, değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılmasının ve terfi verilerinin düzenli olarak analiz edilmesinin daha şeffaf sistemler kurulmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Amaç tek tip sonuçlar üretmek değil. Amaç, kurumların çalışanları hangi kriterlere göre değerlendirdiğini net biçimde ortaya koymak.

Veriler neye işaret ediyor?

MIT Sloan araştırması ile McKinsey ve LeanIn verileri birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir örüntü ortaya çıkıyor.

Kadınlar performans değerlendirmelerinde güçlü sonuçlar elde edebiliyor. Buna karşın terfi kararlarında etkili olan potansiyel değerlendirmelerinde daha düşük puanlarla karşılaşabiliyorlar.

Farklı sektörler ve kurumlar bu örüntüyü farklı dinamiklerle şekillendirebilir. Ancak araştırmalar, terfi süreçlerinde hangi kriterlerin öne çıktığını ve bu kriterlerin nasıl uygulandığını incelemenin önemli olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle “erkekler potansiyele göre mi, kadınlar performansa göre mi terfi ediyor?” sorusu yalnızca bireysel kariyerleri değil, kurumların liderlik yapısını da ilgilendiriyor.

Çünkü kariyer fırsatlarını yalnızca performans değil, geleceğe ilişkin beklentiler de şekillendiriyor.

Kaynaklar

Li, N., Benson, A. & Shue, K. (2022). ‘Potential’ and the Gender Promotion Gap. MIT Sloan Management Review.

McKinsey & Company / LeanIn.Org. (2025). Women in the Workplace 2025.

Wellable. (2025). Women in the Workplace 2025: Research and Trends.