Afetler herkesi aynı biçimde etkilemiyor. Kadınların afet öncesinde karşılaştığı ekonomik ve toplumsal eşitsizlikler, kriz anında karşılarına daha büyük riskler olarak çıkıyor.

Gelire, mülkiyete ve bilgiye erişimdeki farklar bu riskleri artırıyor. Bakım sorumlulukları tahliyeyi zorlaştırırken geçici barınma koşulları yeni güvenlik sorunları yaratabiliyor. Üstelik afet sonrasında sağlık hizmetlerine ve ekonomik desteğe erişim de zorlaşabiliyor.

Bu nedenle afetlerde kadınlar için ortaya çıkan riskleri yalnızca afetin büyüklüğüyle açıklamak mümkün değil. Asıl tabloyu, afet öncesinde var olan eşitsizliklerin kriz sırasında nasıl derinleştiği gösteriyor. UN Women da afetlerin mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini büyüttüğüne dikkat çekiyor.

Afetlerde kadınlar neden daha fazla risk taşıyor?

Afetlerin etkileri toplumsal ve ekonomik koşullara göre değişiyor. Kadınların kaynaklara, bilgiye ve karar mekanizmalarına daha sınırlı erişimi de krizlerle başa çıkma kapasitesini etkiliyor.

UN Women, kadınlar ve çocukların afetlerde erkeklere kıyasla 14 kat daha fazla hayatını kaybetme riski taşıdığına ilişkin araştırmalara dikkat çekiyor. Ancak bu veri biyolojik bir farklılığı göstermiyor. Ekonomik ve sosyal haklardaki eşitsizlikler ölüm riskindeki farkı önemli ölçüde açıklıyor.

Dolayısıyla mesele kadınların doğası gereği daha “kırılgan” olması değil. Toplumsal koşullar kadınların afetlere hazırlanma, tahliye olma ve sonrasında toparlanma imkânlarını farklılaştırıyor.

Bakım sorumlulukları riski artırıyor

Afet sırasında hızlı hareket etmek hayati önem taşıyor. Ancak bakım sorumlulukları bu hareket alanını daraltabiliyor.

Kadınlar birçok toplumda çocukların, yaşlıların ve bakıma ihtiyaç duyan kişilerin sorumluluğunu daha fazla üstleniyor. Bu nedenle tahliye sırasında yalnızca kendi güvenliklerini düşünmüyorlar. Bakım verdikleri kişilerin güvenliğini de sağlamaya çalışıyorlar.

Afet sonrasında ise bu sorumluluklar ortadan kalkmıyor. Aksine su, gıda, sağlık ve bakım hizmetlerindeki kesintiler kadınların ücretsiz bakım yükünü daha da ağırlaştırabiliyor.

İklim krizi bu yükü ayrıca büyütüyor. UN Women verilerine göre su toplama sorumluluğunu kadınların üstlendiği hanelerde bu oran dünya genelinde yüzde 80’e ulaşıyor. Su kıtlığı arttıkça kadınların zaman yükü de artabiliyor.

Bilgiye ve kaynaklara erişim hayat kurtarıyor

Erken uyarı sistemleri ancak bilgi herkese ulaştığında etkili oluyor.

Kadınların cep telefonuna, internete, ulaşıma veya yerel karar mekanizmalarına daha sınırlı eriştiği bölgelerde afet bilgileri herkese aynı hızda ulaşmayabiliyor. Bu durum tahliye kararını geciktirebiliyor.

Ekonomik eşitsizlik de benzer bir sorun yaratıyor. Kadınların arazi, mülkiyet, kredi ve istihdama daha sınırlı erişimi, afet sonrasında yeniden toparlanmalarını zorlaştırıyor.

UN Women, ayrımcı yasaların ve toplumsal normların kadınların bu kaynaklara erişimini kısıtladığını vurguluyor. Sonuç olarak kadınlar geçim kaynaklarını kaybettiklerinde toparlanmak için daha az ekonomik seçeneğe sahip olabiliyor.

Afetler kadınlara yönelik şiddet riskini artırıyor

Afet sonrasında güvenlik koşulları da değişiyor.

Yerinden edilme, kalabalık barınma alanları, ekonomik kayıplar ve destek hizmetlerindeki kesintiler kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet riskini artırabiliyor.

UN Women, iklim değişikliği ve çevresel bozulmanın yerinden edilme, kaynak kıtlığı ve hizmet kesintileri üzerinden toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskini büyüttüğünü belirtiyor.

Bu nedenle afet planlarında güvenli barınma alanları, aydınlatma, mahremiyet ve şiddete karşı destek hizmetleri temel ihtiyaçlar arasında yer almalı.

İklim krizi mevcut eşitsizlikleri büyütüyor

Afetlerde kadınlar açısından risk, iklim değişikliğiyle birlikte daha geniş bir ekonomik soruna dönüşüyor.

UN Women’ın 2025 Gender Snapshot verilerine göre iklim değişikliği, en kötü senaryoda 2050’ye kadar 158 milyondan fazla kadın ve kız çocuğunu aşırı yoksulluğa sürükleyebilir. Yaklaşık 236 milyon kadın ve kız çocuğu da gıda güvensizliğiyle karşılaşabilir.

Yerinden edilme de önemli bir risk alanı. UN Women’ın aktardığı tahminlere göre iklim değişikliği nedeniyle yerinden edilen kişilerin yüzde 80’ini kadınlar oluşturuyor.

Bu veriler iklim krizinin mevcut eşitsizlikleri nasıl derinleştirebildiğini gösteriyor. Gelire, toprağa ve sosyal korumaya daha sınırlı erişen kadınlar, ekonomik kayıplardan daha uzun süre etkilenebiliyor.

Eşitsizlik afet başlamadan önce oluşuyor

Afet sırasında gördüğümüz eşitsizliklerin önemli bir bölümü krizden önce ortaya çıkıyor.

Kadınların gelir ve mülkiyete daha az erişmesi ekonomik dayanıklılığı azaltıyor. Bilgiye erişimdeki eşitsizlikler erken uyarı sistemlerinden yararlanmayı zorlaştırıyor. Bakım sorumluluklarının eşitsiz dağılımı ise tahliye ve toparlanma süreçlerini etkiliyor.

Karar mekanizmalarındaki temsil de önemli. Kadınların afet planlamasına katılmadığı durumlarda politikalar onların ihtiyaçlarını yeterince dikkate almayabiliyor.

Bu nedenle afet riskini azaltmak için yalnızca kriz anına odaklanmak yeterli değil. Ülkeler afet öncesindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini de azaltmalı.

Afet yönetimi kadınların ihtiyaçlarını nasıl gözetebilir?

Cinsiyete duyarlı afet yönetimi, kadınları yalnızca yardıma ihtiyaç duyan bir grup olarak görmemeli. Kadınların deneyimlerini, bilgilerini ve liderliğini afet planlamasının parçası haline getirmeli.

Yerel yönetimler erken uyarı bilgilerini farklı iletişim kanallarından ulaştırmalı. Tahliye planları bakım sorumluluklarını ve hareket kısıtlarını dikkate almalı. Geçici barınma alanları güvenlik, mahremiyet ve sağlık ihtiyaçlarını gözetmeli.

Ayrıca yardım programları yalnızca mülk sahipliği gibi ölçütlere dayanmamalı. Kurumlar kadınların nakit desteğine, sağlık hizmetlerine ve geçim kaynaklarına doğrudan erişimini sağlamalı.

Kadınların afet yönetiminde karar verici olarak yer alması da bu süreci güçlendiriyor. Sendai Afet Risklerinin Azaltılması Çerçevesi, kadınların afet müdahalesi, iyileşme ve yeniden yapılanma süreçlerindeki liderliğini özellikle destekliyor.

Afetlerde kadınlar için eşitlik hayat kurtarıyor

Afetler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yaratmıyor. Ancak mevcut eşitsizlikleri daha görünür ve daha ağır hale getirebiliyor.

Bu nedenle afetlerde kadınlar için riski azaltmanın yolu yalnızca daha fazla yardım sağlamaktan geçmiyor. Ekonomik kaynaklara erişimden erken uyarı sistemlerine, güvenli barınmadan karar mekanizmalarına kadar bütün afet yönetimi sürecinde eşitliği gözetmek gerekiyor.

Kadınların ihtiyaçlarını ve deneyimlerini afet planlarının merkezine alan politikalar, yalnızca kadınların dayanıklılığını güçlendirmiyor. Toplumların afetlere hazırlanma ve toparlanma kapasitesini de artırıyor.

Kaynaklar

UN Women. (2026). Women, climate change, and the search for accountability.

UN Women. Gender equality and climate policy scorecard.

UN Women. How gender inequality and climate change are interconnected.

UN Women. Facts and figures: Ending violence against women.

UN Women Women’s Resilience to Disasters. The time for gender-smart action on disaster risk reduction is now.