Şirketlerde kadın sağlığı artık yan haklar başlığının ötesine geçti. Şirketler artık kadın sağlığını iş gücüne katılımı, çalışan bağlılığını ve verimliliği etkileyen stratejik bir konu olarak görüyor.

Kearney’in 2026 [w]Health İşveren Endeksi, şirketlerin kadın sağlığı konusunda ne kadar hazır olduğunu ölçüyor. Kearney, UNFPA destekli Equity 2030 İttifakı ve Healthcare Businesswomen’s Association ile birlikte 2026 [w]Health İşveren Endeksi’ni hazırladı.

Bulgular ilerlemeye işaret ediyor. Ancak farkındalık ile hesap verebilirlik arasındaki boşluk devam ediyor.

Sorunun büyüklüğü

Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor. Ancak yaşamlarının daha uzun bir bölümünü sağlık sorunlarıyla geçiriyor.

Menopoz, endometriozis, migren ve ruh sağlığı sorunları çalışan deneyimini doğrudan etkiliyor. Bu sağlık sorunları çalışanların işe katılımını azaltabiliyor, performansını düşürebiliyor ve bağlılığını zayıflatabiliyor.

Bu nedenle konu yalnızca bireysel sağlıkla ilgili değil. Aynı zamanda şirketler için önemli bir maliyet alanı oluşturuyor.

Verimlilik kaybı somut rakamlarla ortaya çıkıyor

Healthcare Businesswomen’s Association’ın araştırması bu maliyeti net biçimde gösteriyor. Katılımcıların yüzde 70’i son bir ay içinde kadın sağlığı sorunları nedeniyle bir ile beş gün arasında verimlilik kaybı yaşadığını bildiriyor. Yüzde 61’i ise bu nedenle işten izin aldığını belirtiyor.

Buna rağmen katılımcıların yalnızca yüzde 10’u işverenlerinin yeterli eğitim ve kaynak sağladığını düşünüyor.

Menopoz döneminde kadınlar iş gücünden ayrılabiliyor

Şirketlerde kadın sağlığı sorunları yalnızca günlük verimliliği etkilemiyor. Kadınların dörtte biri menopoz semptomları nedeniyle çalışma saatlerini azaltıyor. Kadınların onda biri ise sağlık ihtiyaçlarına yeterli destek bulamadığı için erken emekliliği değerlendiriyor veya iş gücünden ayrılıyor.

Ekonomik fırsat: 1 trilyon dolar

Bu boşluğun makroekonomik bir karşılığı da var.

Dünya Ekonomik Forumu’na göre kadın sağlığı açığını kapatmak, 2040 yılına kadar küresel ekonomiye 1 trilyon dolara kadar katkı sağlayabilir. Bu rakam şirketlere açık bir mesaj veriyor. Şirketler kadın sağlığını yalnızca bir eşitlik meselesi olarak değil, aynı zamanda stratejik bir iş önceliği olarak ele almalı.

Endeks neyi ölçüyor?

Kearney’in endeksi şirketleri altı temel alanda değerlendiriyor:

  • Savunuculuk ve liderlik
  • Farkındalık ve eğitim
  • Kapsayıcı iş yeri politikaları
  • Sağlık hizmetlerine erişim
  • Veri ve çalışan geri bildirimi
  • Yatırımın hızlandırılması

Sonuçlara göre şirketlerin yüzde 65’i kadın sağlığı konusunda kapsamlı politikalar uyguluyor. Ancak sektörler birbirinden belirgin biçimde ayrışıyor. Finansal hizmetler sektörü yüzde 77 ile ilk sırada yer alırken enerji ve süreç endüstrileri yüzde 58 ile son sırada yer alıyor.

Sorun nerede tıkanıyor?

Şirketler kadın sağlığı politikası geliştirme ve yatırım alanlarında daha güçlü performans gösteriyor. Finansal hizmetler sektöründeki tüm şirketler cinsiyete özel ihtiyaçları dikkate alan esnek çalışma politikaları uyguluyor. Şirketlerin yüzde 90’ı kapsamlı refah programlarına yatırım yapıyor.

Ancak bu politikalar her zaman çalışan deneyimine yansımıyor. Aynı sektörde şirketlerin yalnızca yüzde 52’si cinsiyete özel destek ağları veya çalışan grupları sunuyor. Şirketler iletişim, eğitim ve veri kullanımı alanlarında ise daha yavaş ilerliyor.

Sağlık ve yaşam bilimleri sektörü de benzer sonuçlar üretiyor. Şirketlerin yüzde 79’u cinsiyet sağlık açığını kapatmak için savunuculuk yapıyor. Yüzde 89’u erişilebilir sağlık sigortası sunuyor.

Ancak Sanofi’nin verileri önemli bir boşluğu gösteriyor. Çalışanların yüzde 70’inden fazlası, iş yerlerinin adet veya hormonal sağlık sorunlarına hiçbir destek sunmadığını belirtiyor.

İyi örnekler de var

Endeks, ilerleme kaydeden şirketlerin uygulamalarına da yer veriyor. Standard Chartered menopozu görünür kılmak için birden fazla uygulama geliştirdi. Şirket esnek çalışma düzenlemeleri oluşturdu, dijital sağlık platformu kurdu ve tüm ofislerinde adet ürünlerine erişim sağladı.

Ferring, doğum yapan ve yapmayan ebeveynlere eşit biçimde 26 haftaya kadar ücretli izin sunuyor. Bu uygulama önemli bir fark yaratıyor. Çünkü ABD’de büyük şirketlerin yalnızca yüzde 9’u her iki ebeveyne de 12 hafta veya daha fazla eşit ücretli izin sunuyor.

Bayer, menopoz anketleri ve veri odaklı sağlık platformları aracılığıyla çalışan ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. Şirket bu içgörüleri somut programlara dönüştürüyor.

Farkındalıktan hesap verebilirliğe

Kearney’in raporu net bir tablo ortaya koyuyor. Şirketler kadın sağlığayla ilgili veriye, araçlara ve uygulanabilir çözüm yollarına sahip.

Asıl soru artık harekete geçip geçmemek değil. Şirketlerin ne kadar hızlı hareket edeceği.

Rapor üç önceliğe işaret ediyor. Şirketler kadın sağlığını izole girişimler yerine temel iş kararlarına entegre etmeli. Ayrıca cinsiyete göre ayrıştırılmış veriyi liderlik hedefleriyle ilişkilendirmeli ve yatırımların somut sonuçlarını düzenli olarak ölçmeli.

Kadın sağlığı çalışan deneyimini, verimliliği ve ekonomik katılımı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle konu artık yalnızca bir yan haklar başlığı değil. Aynı zamanda şirketlerin sürdürülebilir büyüme ve yetenek yönetimi stratejilerinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Kaynak:
Kearney. (2026). [w]Health Employer Index: From Awareness to Accountability in Women’s Health.