Okul dönemi başladığında ailelerin sorumlulukları da artıyor. Kırtasiye alışverişi, formlar, servis düzeni ve öğretmenlerden gelen mesajlar günlük hayatın parçası oluyor.

Ancak bu sorumluluklar her zaman eşit paylaşılmıyor. Araştırmalar, çocukların eğitimiyle ilgili görünür ve görünmeyen işlerin daha büyük bölümünü annelerin üstlendiğini gösteriyor.

Nitekim mesele yalnızca aile içindeki görev paylaşımı değil. Kristy Buzard, Laura K. Gee ve Olga B. Stoddard’ın 2025’te yayımlanan araştırması, okulların iletişim alışkanlıklarının da bu eşitsizliği güçlendirdiğini gösteriyor.

Okullar ilk olarak kimi arıyor?

Araştırmacılar ABD genelinde 80 binden fazla okul yöneticisini kapsayan geniş ölçekli bir saha deneyi yürüttü. Okullara çocuğunu kayıt ettirmek isteyen iki ebeveynli kurgusal ailelerden e-postalar gönderdiler. Mesajlarda hem annenin hem babanın adı ve telefon numarası yer aldı. Ardından okul yöneticilerinden ebeveynlerden birini aramaları istediler.

Araştırmacılar ebeveynlerin isimlerini ve mesajların içeriğini rastgele değiştirdi ve ilk telefonun kime gittiğini bu yolla ölçtü.

Her iki ebeveyn de eşit ölçüde ulaşılabilir göründüğünde anneler babalardan yaklaşık 1,4 kat daha fazla ilk temas kişisi oldu. Geri dönüş yapan yöneticilerin yaklaşık yüzde 60’ı önce anneyi, yüzde 40’ı ise babayı aradı.

Babanın daha müsait olması fark yaratıyor mu?

Araştırmacılar mesajlara ebeveynlerin ulaşılabilirliğiyle ilgili ek bilgiler de ekledi.

E-posta babanın konuşmak için daha müsait olduğunu açıkça belirttiğinde yöneticiler babaları daha sık aradı. Ancak bu bilgi bile farkı tamamen ortadan kaldırmadı. Bazı okullar yine de ilk olarak anneyi tercih etti.

Benzer bir sonuç e-postayı kimin gönderdiği değiştiğinde de ortaya çıktı. Baba mesajı gönderip anneyi e-postaya eklediğinde okullar babayı daha sık aradı. Buna rağmen anneler hâlâ orantısız biçimde ilk temas kişisi oldu.

Nitekim bu bulgular okulların anneleri çoğu zaman varsayılan ebeveyn olarak gördüğüne işaret ediyor.

Varsayılan ebeveyn olmak ne anlama geliyor?

Bir okuldan gelen tek telefon önemsiz görünebilir. Oysa ebeveynlik sorumlulukları tek bir telefonla sınırlı değil.

Doktor randevuları, okul etkinlikleri, servis düzeni, spor faaliyetleri ve öğretmen mesajları yıl boyunca devam ediyor. Bu görevleri planlamak ve takip etmek de zaman gerektiriyor.

Araştırmacılar bu görünmeyen sorumlulukları ebeveynliğin zihinsel yükü olarak tanımlıyor. Zihinsel yük yalnızca bir görevi yapmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda o görevi hatırlamak, planlamak, takip etmek ve gerektiğinde yeniden düzenlemek gerekiyor.

Okullar ve diğer kurumlar iletişim için sürekli anneleri seçtiğinde bu yük de daha fazla kadınların üzerinde birikiyor.

Eşitsiz bakım yükü çalışma hayatını da etkiliyor

Bakım sorumluluklarının eşitsiz paylaşılması yalnızca ev içindeki zamanı etkilemiyor.

Bu eşitsizlik kronik strese ve tükenmişliğe katkıda bulunuyor. Çiftlerin ilişki içindeki adalet algısını da şekillendiriyor. Ayrıca çalışma saatlerini, ilerleme fırsatlarını ve kazanılan geliri doğrudan etkiliyor.

Nobel ödüllü ekonomist Claudia Goldin’in araştırmaları bu bağlantıyı güçlendiriyor. Bakım sorumluluklarındaki kalıcı eşitsizlikler ücret farkı, işgücüne katılım ve kariyer ilerleme açıklarına doğrudan katkıda bulunuyor.

Dolayısıyla okulların kimi aradığı küçük bir ayrıntı gibi görünse de bu tercih uzun vadede daha büyük eşitsizlikleri besliyor.

Sorun yalnızca okullarla sınırlı değil

Araştırmacılar deneyin yanında eğitimciler ve ailelerle düzenli temas kuran diğer meslek gruplarıyla da anket yaptı. Çocuk bakım hizmeti verenler, spor eğitmenleri ve sağlık çalışanları da anneleri babalardan daha sık aradıklarını bildirdi.

Oysa bu tablo daha geniş bir dinamiğe işaret ediyor. Kurumlar çocuklarla ilgili sorumluluklarda anneleri ilk kişi olarak gördükçe bakım yükündeki geleneksel dağılımı yeniden üretiyorlar. Üstelik bu durum sorumlulukları eşit paylaşmaya çalışan aileleri de etkiliyor.

Okullar neden anneleri daha sık arıyor?

Aslında bu davranış her zaman bilinçli bir tercihten kaynaklanmıyor. Okul çalışanları sınırlı bilgiyle hızlı karar vermek zorunda kalıyor. Geçmiş deneyimlerinde annelerden daha hızlı yanıt aldıklarında aynı alışkanlığı sürdürüyorlar.

Ancak bireysel olarak pratik görünen bu kararlar binlerce kez tekrarlandığında toplumsal bir etki yaratıyor. Anneleri sürekli ilk temas kişisi olarak seçmek, çocuk bakımının kadınların temel sorumluluğu olduğu yönündeki beklentiyi güçlendiriyor.

Okullar ne yapabilir?

Okullar iletişim süreçlerinde küçük değişikliklerle daha eşitlikçi bir yaklaşım geliştirebilir.

Örneğin kayıt sırasında aileler ilk olarak hangi ebeveynle iletişime geçilmesini istediklerini belirtebilir. Aileler farklı durumlar için farklı iletişim kişileri de belirleyebilir. Okul sistemleri anne ve babayı otomatik olarak eşit iletişim kişileri olarak tanımlayabilir. Böylece personel cinsiyete dayalı varsayımlar yerine ailenin belirlediği tercihlere göre hareket eder.

Okullar ayrıca iletişim kayıtlarını inceleyebilir. Hangi ebeveynleri daha sık aradıklarını görmek, farkında olmadıkları alışkanlıkları ortaya çıkarır.

Eşit ebeveynlik kurumların da sorumluluğu

Bakım emeğindeki eşitsizlik yalnızca ailelerin kendi içinde çözeceği bir konu değil.

Okullar, sağlık kurumları, spor kulüpleri ve çocuklarla ilgili hizmet veren diğer kuruluşlar da görev paylaşımını etkiliyor. Kimin arandığı, kime mesaj gönderildiği ve kimin “asıl sorumlu” kabul edildiği bu dağılımın bir parçası. Bu nedenle eşit ebeveynliği desteklemek için yalnızca ev içindeki görev paylaşımına bakmak yetmiyor. Kurumların günlük iletişim alışkanlıklarını da gözden geçirmek gerekiyor.

Bir telefon küçük görünebilir. Ancak binlerce telefon aynı kişiye yöneldiğinde görünmeyen yük de aynı tarafta birikiyor.

Kaynaklar:

Buzard, K., Gee, L.K. & Stoddard, O.B. (2025). Gender-Based Expectations Influence External Demands for Parental Involvement. IZA Discussion Paper.

Gee, L.K., Buzard, K. & Stoddard, O. (Ağustos 2026). Better Call Mom: Schools Still See Mothers as the Default Parent to Contact. The Conversation.

Buzard, K., Gee, L.K. & Stoddard, O.B. (2026). Default to Mum: How Institutions Quietly Shape Gender Roles in Parenting. CEPR VoxEU.