Çatışmalar ve iklim kaynaklı riskler dünya genelinde milyonlarca kadının yaşamını etkiliyor. Buna karşın karar süreçlerine katılım aynı hızda ilerlemiyor.

UN Women ve UN DESA’nın 17 Eylül 2026’da yayımladığı The Gender Snapshot 2026, bu farkı güncel verilerle gösteriyor. Rapor çatışmalardan insani yardıma, barış süreçlerinden iklim müzakerelerine uzanan geniş bir tablo sunuyor. Veriler özellikle iki soruyu öne çıkarıyor: Krizler kadınları nasıl etkiliyor ve kadınlar çözüm süreçlerinde ne kadar yer alıyor?

756 milyon kadın ve kız çocuğu çatışmaların yakınında yaşıyor

2025 yılında 756,1 milyon kadın ve kız çocuğu, en az bir silahlı çatışma olayının 50 kilometre yakınında yaşadı. Bu sayı dünya genelindeki kadınların yüzde 18,8’ine karşılık geliyor.

Aynı dönemde çatışmayla bağlantılı cinsel şiddet vakaları da ciddi biçimde arttı. Birleşmiş Milletler 2025 yılında yaklaşık 9 bin 800 vaka doğruladı. 2024’te bu sayı yaklaşık 4 bin 600’dü, dolayısıyla doğrulanan vaka sayısı bir yılda iki kattan fazla arttı.

Çatışmaların kadınlar üzerindeki etkisi böyle büyürken barış süreçlerinde karar süreçlerine katılım sınırlı kalıyor.

Barış süreçlerinde kadın müzakereci sayısı çok düşük

The Gender Snapshot 2026, çatışmanın vurduğu kadınların barış süreçlerindeki yerine de dikkat çekiyor. Dünya genelindeki barış süreçlerinin yaklaşık onda sekizinde hiçbir kadın arabulucu veya müzakereci yer almadı.

Bu veri önemli bir farkı ortaya koyuyor. Kadınlar çatışmaların sonuçlarıyla doğrudan karşılaşıyor, ancak çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan süreçlerde yeterince yer bulamıyor.

Üstelik barış görüşmelerine katılım yalnızca temsil açısından önem taşımıyor. Müzakere masasında kimlerin bulunduğu, hangi deneyimlerin ve ihtiyaçların gündeme geleceğini de belirliyor.

Yardım kesintileri kadınlara ulaşan desteği azaltıyor

Çatışmaların etkisine insani yardım sistemindeki finansman sorunları da ekleniyor. UN Women, 52 kriz bölgesinde çalışan 855 kadın örgütünden bilgi topladı. Bulgular, finansman kesintilerinin sahadaki hizmetleri doğrudan etkilediğini gösteriyor.

Ocak 2025’ten itibaren en az 1 milyon kadın ve kız çocuğu kritik desteğe erişimini kaybetti. Ayrıca ankete yanıt veren örgütlerin yaklaşık onda dokuzu mevcut talebi karşılayamıyor. Örgütlerin yüzde 63’ü çatışma bölgelerindeki hizmetlerini azalttı.

Geleceğe ilişkin tablo da kırılgan görünüyor. Kuruluşların yüzde 40’ı önümüzdeki bir yıl içinde geçici veya kalıcı olarak kapanmayı bekliyor.

Dolayısıyla finansman kesintileri yalnızca kadın örgütlerinin çalışma koşullarını değiştirmiyor. Kadınların kriz dönemlerinde ihtiyaç duyduğu hizmetlere erişimini de daraltıyor.

2,9 milyar kadın ve kız çocuğu yüksek iklim riski altında

Gender Snapshot 2026, kriz tablosunun bir başka boyutunu iklim değişikliği üzerinden ele alıyor. Rapora göre 2,9 milyar kadın ve kız çocuğu, iklim değişikliği ve doğal afetlere maruz kalma düzeyinin yüksek veya çok yüksek olduğu ülkelerde yaşıyor.

Bu veri iklim krizinin kadınlar ve kız çocukları açısından taşıdığı ölçeği gösteriyor. Ancak yalnızca krize maruz kalma düzeyi önemli değil. Kadınların iklim politikalarını konuştuğu ve müzakere ettiği süreçlerde ne kadar yer aldığı da tabloyu tamamlıyor.

İklim müzakerelerinde karar süreçlerine katılım artıyor

Kadınların küresel iklim müzakerelerindeki temsili yıllar içinde arttı. 2008’de düzenlenen COP14’te delegelerin yüzde 31’i kadındı. 2025’teki COP30’da bu oran yüzde 40’a ulaştı, böylece 17 yılda 9 puanlık bir artış gerçekleşti.

Bu ilerleme önemli, ancak kadınlar delegasyonlarda henüz eşit temsile ulaşmadı. Ayrıca delegasyonda yer almak ile müzakerelerde eşit karar gücüne sahip olmak aynı şeyi ifade etmiyor. Bu nedenle iklim süreçlerindeki ilerlemeyi değerlendirirken yalnızca katılımcı sayısına bakmak yeterli olmayabilir.

Krizle karar süreçlerine katılım arasındaki fark sürüyor

The Gender Snapshot 2026’nın çatışma ve iklim verileri aynı sorunun farklı boyutlarını gösteriyor. Bir yanda 756,1 milyon kadın ve kız çocuğu çatışmaların yakınında yaşıyor. Diğer yanda 2,9 milyar kadın ve kız çocuğu iklim ve afet risklerinin yüksek olduğu ülkelerde bulunuyor.

Buna karşılık barış süreçlerinin büyük bölümünde kadın müzakereci veya arabulucu bulunmuyor. Küresel iklim görüşmelerinde kadınların temsili artsa da eşitlik henüz sağlanmadı. Üstelik kriz bölgelerinde kadınlara ulaşan desteğin bir bölümü finansman kesintileri nedeniyle daralıyor.

Bu tablo, kadınları yalnızca krizlerden korumanın yeterli olmadığını gösteriyor. Barış görüşmelerinden iklim müzakerelerine kadar karar süreçlerine katılım da aynı ölçüde önem taşıyor.

Sonuç olarak önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken gösterge yalnızca krizlerin kaç kadını etkilediği değil. Krizlere yanıt üreten süreçlerde karar süreçlerine katılım ne kadar arttığı da belirleyici olacak.

Kaynaklar

UN Women & UN DESA. (2026). Progress on the Sustainable Development Goals: The Gender Snapshot 2026.

UN Women. (Temmuz 2026). At least one million women and girls lose access to critical support as aid cuts dismantle women’s organizations working in humanitarian crises.