Kadınlar bugün küresel araştırma iş gücünün yüzde 31’ini oluşturuyor. On yıl önce bu oran yüzde 29’du. Yavaş ama ölçülebilir bir ilerleme var.
Ancak bu ilerleme liderliğe yansımıyor.
International Science Council, InterAcademy Partnership ve Standing Committee for Gender Equality in Sciencetarafından 2026’da yayımlanan rapor bu soruya yanıt arıyor. 130’dan fazla bilim akademisi ve yaklaşık 600 bilim insanından toplanan veriler, kadınların bilimdeki varlığının neden güce dönüşmediğini ortaya koyuyor.
Rakamlar ne söylüyor?
2025 itibarıyla ulusal bilim akademilerinde kadın üyelerin oranı ortalama yüzde 19. Bu oran 2015’te yüzde 12, 2020’de yüzde 16 seviyesindeydi. İlerleme var. Ancak ortalama tabloyu tam olarak yansıtmıyor.
Bazı akademilerde kadın oranı yüzde 5’in altında kalıyor. Bazılarında ise yüzde 40’a yaklaşıyor. Yani ortalamanın arkasında ciddi eşitsizlikler bulunuyor.
Uluslararası bilim birliklerinde kadınların liderlik oranı yüzde 40’a ulaşıyor. Buna rağmen en prestijli bilim ödüllerinde eşitsizlik sürüyor.
Katılım var, ilerleme yok
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri katılım ile ilerleme arasındaki fark.
Kadınlar bilim kuruluşlarında aktif rol alıyor. Komitelerde çalışıyor, toplantılara katılıyor ve süreçlere katkı sağlıyor. Bu katılım düzeyi erkeklerle benzer.
Ancak sonuçlar farklı.
Kadın bilim insanları, kariyerlerinde ilerleme önünde engellerle karşılaşma ihtimalini erkeklere kıyasla üç kat daha fazla bildiriyor. Önemli etkinlikleri kaçırmak zorunda kaldıklarını söyleme ihtimalleri ise 4,5 kat daha yüksek. Etkinliklere katıldıklarında söz alma konusunda eşitsizlik hissettiklerini belirtenlerin oranı altı kat fazla.
Bu fark, sorunun bireysel değil yapısal olduğunu açıkça gösteriyor.
Sorun boru hattı değil
Bilimde eşitsizlik çoğu zaman “yeterli kadın yok” argümanıyla açıklanır. Bu yaklaşım, geçmişteki düşük katılım oranlarına dayanır.
Ancak rapor bu açıklamayı yeterli bulmuyor.
Akademilerde üyelik süreçleri kağıt üzerinde açık ve liyakate dayalı. Ancak adayları mevcut üyeler belirliyor. Akademilerin yaklaşık yüzde 90’ında bu sistem geçerli.
Mevcut üyelerin büyük çoğunluğu erkek olduğu için süreç eşitsizliği yeniden üretiyor. Açık bir ayrımcılık olmasa bile gayri resmi ağlar ve görünürlük kalıpları belirleyici oluyor.
Bu nedenle yalnızca fırsat eşitliği politikaları yeterli kalmıyor. Kurumsal yapıların da değişmesi gerekiyor.
Taciz ve güvensizlik tabloyu ağırlaştırıyor
Kadın bilim insanları, bilimsel faaliyetler sırasında taciz veya mikro saldırılara maruz kalma ihtimallerini erkeklere göre 2,5 kat daha yüksek bildiriyor.
Ayrıca seçim süreçlerinin adilliğine ve ihlal mekanizmalarına duydukları güven daha düşük.
Bu durum önemli. Çünkü bilim kuruluşları yalnızca araştırma üretmiyor. Aynı zamanda politika öneriyor, standart belirliyor ve rol model oluşturuyor.
Temsil neden önemli?
Raporun temel sonucu net: Kadınların bilimsel liderlikte düşük temsili, yetenek eksikliğiyle açıklanamaz.
Bu durum, erkek egemen bilim kültürü içinde şekillenen kurumsal pratiklerin sonucu.
İklim krizi ve pandemi gibi küresel sorunların arttığı bir dönemde bilime duyulan güven de kırılgan hale geliyor. Bu nedenle bilim kurumlarının toplumun çeşitliliğini yansıtması kritik.
Bilim yalnızca neyi çözdüğüyle değil, kimin adına ve hangi perspektifle çözdüğüyle de ilgili.
Kaynak:
Roy, M.-F., Nacache, L. ve Jami, C. (2026). Gender Equality in Scientific Organisations: A Global Study. International Science Council, InterAcademy Partnership ve Standing Committee for Gender Equality in Science.
Makale özeti için: The Conversation, 23 Nisan 2026. https://theconversation.com/women-in-science-global-study-finds-presence-without-power-254229
Raporun tam metni için: https://council.science (International Science Council resmi sitesi)







