“Aile şirketi dağıldıysa kesin birileri etkiledi.”

Bu tür yorumlar aile şirketlerinde yaşanan anlaşmazlıkların ardından sıkça duyuluyor. Özellikle kadın eşler, gelinler ya da aileye sonradan katılan kadınlar çoğu zaman eleştirilerin odağına yerleşiyor.

Oysa araştırmalar farklı bir tablo ortaya koyuyor. Çatışmaların kaynağında çoğu zaman kişiler değil, belirsiz roller, eksik yönetişim mekanizmaları ve çözülmemiş beklentiler yer alıyor.

Aile şirketlerinde uyuşmazlık neden ortaya çıkıyor?

Dünya genelinde ekonominin önemli bir bölümünü aile şirketleri oluşturuyor. Buna karşın nesiller arası geçiş dönemleri en yüksek gerilimin yaşandığı süreçler arasında gösteriliyor.

Araştırmalar, aile şirketlerinde gerilim yaratan temel konuların veraset planlaması, rol dağılımı, karar alma süreçleri ve adalet algısı etrafında şekillendiğini gösteriyor.

Şirket büyüdükçe ve aileye yeni kuşaklar katıldıkça bazı sorular daha görünür hale geliyor. Kararları kimin vereceği, şirkette kimin çalışabileceği, yetkinin nasıl paylaşılacağı ve miras ile ortaklık yapısının nasıl düzenleneceği çoğu zaman gerilimin merkezine yerleşiyor.

Bu sorular yanıt bulmadığında aile üyeleri anlaşmazlıkları kişisel çatışmalar olarak görmeye başlıyor.

Kadınlar neden daha kolay hedef haline geliyor?

Aile şirketlerinde kadın eşlerin konumu çoğu zaman karmaşık.

Birçok kadın aile üyeleri arasındaki ilişkileri yönetiyor, sosyal bağları güçlendiriyor, organizasyonları yürütüyor ve görünmeyen bir koordinasyon rolü üstleniyor. Buna rağmen karar alma mekanizmalarında resmi bir rol alamıyor.

Bu durum çelişkili bir tablo yaratıyor.

Birçok kadın karar alma süreçlerinde resmi olarak yer almıyor. Buna rağmen bazı aile üyeleri onları şirket üzerindeki etkileri nedeniyle suçlayabiliyor. Resmi bir pozisyonları bulunmasa da yaşanan sorunların arkasında onları görenler çıkabiliyor. Üstelik kadınların şirkete sunduğu görünmez emek çoğu zaman fark edilmiyor. Buna karşın anlaşmazlık ortaya çıktığında eleştirilerin odağında yine kadınlar yer alabiliyor.

Araştırmalar ne söylüyor?

Aile şirketleri üzerine yapılan çalışmalar, sürdürülebilirliğin en önemli unsurlarından birinin güçlü yönetişim mekanizmaları olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmalar, aile anayasası, aile konseyi ve yazılı karar süreçleri bulunan şirketlerin çatışmaları daha etkili yönettiğini gösteriyor.

İspanya’da yüzlerce aile şirketini kapsayan çalışmalar da benzer sonuçlara ulaşıyor. Aile anayasası uygulayan şirketler hem kurumsallaşma hem de performans açısından daha güçlü sonuçlar elde ediyor.

Bu bulgu önemli. Çünkü çözümün belirli kişileri dışlamakta değil, kuralları netleştirmekte olduğunu gösteriyor.

Aile anayasası neden önemli?

Aile anayasası ya da aile protokolü, aile ile şirket arasındaki ilişkiyi yazılı hale getiren bir yönetişim aracı.

Bu belgeler aile üyelerinin şirkette çalışma koşullarını, yetki ve sorumluluk alanlarını, veraset planlamasını, ortaklık yapısını, uyuşmazlık çözüm süreçlerini ve yönetim mekanizmalarını tanımlıyor.

Kurallar açık olduğunda aile üyeleri kararları kişisel tercihler gibi yorumlamıyor.

Böylece anlaşmazlıklar kişiler üzerinden değil, süreçler üzerinden ele alınabiliyor.

Suçlama kültürü neyi görünmez kılıyor?

Aile şirketlerinde yaşanan birçok çatışmanın temelinde yıllar boyunca biriken belirsizlikler bulunuyor.

Ancak bu sorunları konuşmak her zaman kolay olmuyor. Roller belirsiz kaldığında, veraset planı oluşturulmadığında ve karar alma süreçleri netleşmediğinde aile üyeleri sorunun kaynağını kişilerde aramaya başlıyor.

Bu noktada aile üyeleri çoğu zaman kadın eşleri ya da aileye sonradan katılan kadınları suçluyor.

Oysa suçlama kültürü çözüm üretmiyor. Aksine, gerçek sorunları görünmez hale getiriyor.

Sorun kişilerde değil, sistemde

Aile şirketlerinde anlaşmazlıklar tek bir kişinin davranışından kaynaklanmıyor. Çoğu zaman yazılı olmayan kurallar, belirsiz roller ve eksik yönetişim mekanizmaları çatışmaların temelini oluşturuyor.

Bu nedenle aile üyelerinin sorunun kaynağını kişilerde değil, kurumsal yapıda araması gerekiyor.

Şeffaf karar alma süreçleri kurmak, görevleri netleştirmek ve aile ile şirket arasındaki sınırları açık biçimde tanımlamak çatışma riskini azaltıyor.

Uzun ömürlü şirketler kusursuz ilişkilere sahip oldukları için değil, ilişkiler zorlaştığında bile çalışmaya devam eden adil ve açık sistemler kurdukları için ayakta kalıyor.

Kaynaklar

IFERA (International Family Enterprise Research Academy)

PwC Family Business Survey

KPMG Family Business Governance Reports

EY Family Business Center of Excellence

García-Ramos, R. & Díaz, B. Family Constitution and Family Firm Performance