Şirketler kaliteyi artırmak, maliyeti düşürmek ve güven inşa etmek için performanslarını sürekli olarak ölçmeye çalışıyor. Özellikle denetim ekipleri, bir işletmenin hesap verebilirliği açısından kritik rol üstleniyor. Ancak yakın zamanda yapılan kapsamlı bir araştırma, bu ekiplerin sadece teknik uzmanlıkla değil aynı zamanda ekip içindeki toplumsal cinsiyet dengesiyle de güçlendiğini ortaya koyuyor. Yani mesele yalnızca kim denetliyor değil, o ekipte kimler var? Amerika’da gerçekleştirilen geniş ölçekli bir çalışmaya göre, kadınların daha fazla yer aldığı denetim ekipleri hem daha kaliteli işler çıkarıyor hem de bunu daha düşük maliyetle yapabiliyor. Bu bulgu sadece cinsiyet eşitliği açısından değil, doğrudan iş sonuçları açısından da dikkate değer. Peki kadınların ekip içindeki varlığı bu farkı nasıl yaratıyor? İş dünyasının görmezden gelmemesi gereken detaylara birlikte bakalım…

Hatalar yüzde 9 oranında azalıyor

Yapılan araştırma, Amerika’da faaliyet gösteren yirmi büyük denetim firması ve dört binden fazla halka açık şirketin verilerini inceledi. Elde edilen sonuç oldukça net: Kadınların daha fazla yer aldığı denetim ekipleri, denetim hatalarını ortalama yüzde 9 oranında azaltıyor. Aynı zamanda denetim maliyetlerini yaklaşık yüzde 2 düşürüyor. Üstelik bu fark, yalnızca yönetici pozisyonundaki kadınlardan değil, özellikle kadın ekip üyeleri ve kıdemli çalışanlardan kaynaklanıyor. Araştırmaya göre, bu ekipler daha dikkatli, iş birliğine açık ve risk bilinci yüksek şekilde çalışıyor. Kısacası, kadınların temsilinin güçlü olduğu ekipler sadece daha iyi sonuç üretmekle kalmıyor, bunu daha verimli biçimde yapıyor.

Kadınlar neden fark yaratıyor?

Denetim gibi hata payının düşük olması gereken işlerde, ekip içi dikkat, detaycılık ve etik duruş, belirleyici özellikler arasında yer alıyor. Araştırmalar, kadın çalışanların ortalama olarak bu alanlarda daha güçlü eğilimler sergilediğini gösteriyor. Kadınların ağırlıkta olduğu ekiplerde daha yüksek bir iş birliği kültürü, daha etkili iletişim ve kolektif problem çözme becerisi öne çıkıyor. Bu nitelikler, sadece bireysel performansı değil, ekibin genel başarısını da doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla bu farkın kaynağı sadece teknik bilgi değil. Takım çalışması, dikkat, özen ve sorumluluk alma gibi özellikler de süreci ve sonucu dönüştürüyor.

Kritik olan sadece sayı değil, ortam da önemli

Araştırmaya göre; kadınların ekiplerde pozitif etki yaratabilmesi, sadece oransal temsilleriyle sınırlı değil. Kadınların gerçekten katkı sunabildiği ortamlar, aynı zamanda destekleyici kurumsal kültürlere sahip olanlar. Örneğin, kadınların kariyerlerinde ilerleyebildikleri, liderlik pozisyonlarına ulaşabildikleri ve seslerinin duyulduğu ekiplerde, kadın varlığı denetim kalitesine daha fazla katkı sağlıyor. Buna karşılık, kadınların yönetici seviyesinde neredeyse hiç yer almadığı, fırsat eşitliğinin kısıtlı olduğu ofislerde bu etkinin daha zayıf olduğu gözlemleniyor. Yani mesele sadece kadınları işe almak değil. Onlara gelişim ve karar süreçlerinde yer alma imkânı tanımak da aynı derecede önemli.

Verimlilik ve kapsayıcılık bir arada mümkün mü?

Kadınların yer aldığı ekiplerin yalnızca daha kaliteli değil, aynı zamanda daha verimli olduğu da araştırmanın önemli bulgularından biri. Çalışmaya göre, kadın çalışan oranında bir standart sapma artış, yaklaşık yüzde dokuz daha az denetim hatasıyla ve yüzde iki daha düşük maliyetle sonuçlanıyor. Bu da şu anlama geliyor: Daha fazla kadın; daha az hata ve daha az maliyet demek. Bu bulgu, uzun süredir var olan bir ön yargıyı da sorgulatıyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılığın maliyetli olduğu fikri, bu veriler ışığında geçerliliğini yitiriyor. Tam tersine, cinsiyet dengesi kurulan ekiplerde verimlilik artıyor, iş süreçleri iyileşiyor ve hatalar azalıyor.

Etkili olan sadece üst kademe mi?

Araştırma, kadınların katkısının yalnızca liderlik seviyesinde değil, özellikle ekiplerin orta kademesinde belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. En yüksek kalite artışı, ortak seviyesindeki kadınlardan değil, kıdemli denetçiler ve uzman kadrolardan geliyor. Bu gruptaki kadınlar, veri analizi yapıyor, riskleri değerlendiriyor, müşteriyle koordinasyonu sağlıyor ve işin büyük kısmını yürütüyor. Yani değer yalnızca zirveden değil, sahadan geliyor. Bu da şirketlerin yalnızca kadın ortak sayısını değil, orta kademelerde kadınların kalıcılığını desteklemesi gerektiğini gösteriyor. Kadınları işe almak kadar, elde tutmak da kritik.